Samuel Beckett, " Zaman düz bir çizgi midir?" der bir yazısında
Tarih bence dairelerden oluşur. Her tamamlanışında bazı duyguları daha tam yaşarız. En son dairenin her kapanışında içinde bulunduğumuz daire daha da genişler.
Böylece zamanla tamamlanmaya yaklaşırız.
Anılarımızı da çoğu zaman yaklaşık duyguyu hissettiğimiz zamanlarda hatırlamamız da bundandır. Hatırladığımız için duyguyu hissetmeyiz, benzer duyguyu yaşayınca anılarımıza döneriz genelde. Ve tarih kendi etrafımızda dönmeye ve örülmeye devam eder.
İçimizdeki o ufak çocukla veya yaşlı insanla defalarca yeniden karşılaşmamız da bu yüzdendir, hiç bir yere gitmemiş gibi hissetmemiz de.
Biz bir ağaç gibi aynı yerde büyümeye devam ederiz.
Zaman da etrafımızda dolanmaya devam eder. Yapraklarımızı ara sıra sallayarak varlığını hatırlatan bir rüzgar gibi.
Bazen geçmişten gelen bir hayal sanırız, bazen ise umut olup gelecekten geldiğini düşünmek isteriz.
Halbuki o, hep o anda yeniden esmektedir ve zamanın derinliğine sadece o andan inilir.
16 Haziran 2009 Salı
1 Haziran 2009 Pazartesi
Suya bile yazılan yazılar
Suya bile Yazılan Yazılar
Ne yazılmışsa ya da gelecekte ne yazılacaksa
Yazandan çok okuyanın malı olacaktır.
Anladıklarıyla kendi aklında tekrar şekillendirerek
kabullenip yaşantısına geçirdiği kadarı onun,
paylaştıkça büyüyecek olan kabullenildikçe
büyük yankılar olarak geri dönenler daima yazanın olacaktır.
Bitmemiş ne varsa devam eden hayatımıza ait parçalardır.
Sanılanın aksine hiç var olmayını değil zaman içinde unutulmuşu ararlar.
Olsa olsa zamanla unutulmuşun farklı tarzlarda iletimlerin izini sürerler.
Tamamlandığında ise evrensel doğrulara ulaşan ne varsa zaten ilk yazana aittir.
Herkese ait olanın tekrar hatırlanıp büyük bir sevgiyle kabullenilmesi
Gerçeğin eninde sonunda her yere ulaşmasının engellenemeyeceğini bize hatırlatır.
Nereye yazdığın, hatta söylediğin bile önemini kaybeder.
Bittiğinde yolunu bulur, gerektiği yere bir şekilde ulaşır.
Sonunda paylaştıkça büyücek olan, suya yazılmış bile olsa tamamlandığında gerektiği yere bir şekilde ulaşacaktır.
Ne yazılmışsa ya da gelecekte ne yazılacaksa
Yazandan çok okuyanın malı olacaktır.
Anladıklarıyla kendi aklında tekrar şekillendirerek
kabullenip yaşantısına geçirdiği kadarı onun,
paylaştıkça büyüyecek olan kabullenildikçe
büyük yankılar olarak geri dönenler daima yazanın olacaktır.
Bitmemiş ne varsa devam eden hayatımıza ait parçalardır.
Sanılanın aksine hiç var olmayını değil zaman içinde unutulmuşu ararlar.
Olsa olsa zamanla unutulmuşun farklı tarzlarda iletimlerin izini sürerler.
Tamamlandığında ise evrensel doğrulara ulaşan ne varsa zaten ilk yazana aittir.
Herkese ait olanın tekrar hatırlanıp büyük bir sevgiyle kabullenilmesi
Gerçeğin eninde sonunda her yere ulaşmasının engellenemeyeceğini bize hatırlatır.
Nereye yazdığın, hatta söylediğin bile önemini kaybeder.
Bittiğinde yolunu bulur, gerektiği yere bir şekilde ulaşır.
Sonunda paylaştıkça büyücek olan, suya yazılmış bile olsa tamamlandığında gerektiği yere bir şekilde ulaşacaktır.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)