
Oturma odasını aydınlatan dar pencerelerinden süzülen ışığın vurduğu yerde duran koliler, onları bağlamak için kullanılacak sicimler bandları beklerken yeni yere gidecek şanslı seçilmişlerin arasında olduklarının ne kadar farkındadırlar.
Her taşınmada bir şeyler bırakırsın geriye bazen umutlarını, hele ondördüncü yeni mekânına taşınmak için hazırlanıyorsan. Ne kadar çok başlangıç yaptığını mı yoksa ne kadar çok kaçtığını mı sayıyorsundur bunu sadece bundan sonraki yer için beklentilerin belirler.
Yeniden doldurulan her kutu, hayatını tekrar gözden geçirmene izin verir. Her seferinde bir yerlerden çıkan unutulmuş fotoğraflar, evraklar, faturalar bile seni bir yerlere saklamıştır. Atılacaklarla ayırmak için eline her aldığın nesne, belki iki hafta önce gittiğin pizzacı faturası bile seni o güne yeniden götürür. Geçmişinle ilintili olmak, bir çeşit merasimle de olsa anılarının ulaşılabilirlerde olduğunu bilmek ne kadar rahatlatıcı olabilir o an fark edersin. Belki de kendini bir yerlere ait hissetmek için alı koyduğumuz küçük şahitlerimizdir her biri ve biraz da bundan vazgeçilmesi o kadar zordur. Kesin atmamız gerektiğini bildiğimiz ufak kâğıt parçalarının bile elimizde uzun zaman tutup hiç seçeneğin kalmadığına inandığın ana kadar elimizde biriktirmemiz de bundan. Bir tren istasyonunda kalkacak son trenin yanında yıllarınızı birlikte yaşadığınız insanı yolcu ederken, duyduğunuz sıkıntıya rağmen onun üzülmemesi adına, suratımıza zorla koydurduğumuz gülücük kadar sahte bir o kadar korkak. Vazgeçilecek gücün kolay bulunmayışı da bu yüzden olmalı. Yine de vazgeçişlerde hep yeni sahiplenişlere yer açmak vardır. Umutlarına sararsın narin kristaller gibi hassasiyetlerini.
…
Geride sadece bu çatı katını bırakmıyorum, farklı farklı şehirlerdeki 8 daire 5 odaya da aynı anda veda ettiğimin farkındayım. Her seferinde yeni umutlar taşıyarak. Her bir yeri ne kadar seversem seveyim, benim için geçici bir konaklamadan öteye geçemeyeceğini bilerek yaşamanın bu işi kolaylaştırıcı bir etkisi olduğuna eminim. Yinede senelerdir içten içe de olsa artık duracak bir yer aramaktayım. Sevecek, güvenecek, maliyetini karşılayabilecek, kendini en son ana kadar ait hissedebileceğim bir yer.
Herkes için böyle bir yer vardır. Benimse bu tanıma en uyan hayalimdeki yer en uzun yaşadığım annemle babama ait olan evden öteye gidemedi. Ne yazık ki onlarla birlikte o kalıcılıkta kayboldu, tüm değerini yitirdi. Kaçış isteğimin, evlere ruhunu veren içindeki insanların artık olmamasıyla ortaya çıktığını anladığım zamana denk gelmesi de bu yüzden. Yinede anılar beyninde olduğu sürece, eşyalarını saklamana gerek olmayabiliyormuş. Ya da bazı resimler, mektuplar, kitaplar her taşınmada biraz daha ağırlaşsa da sizinle her yere gidebiliyormuş. Çiçekler kadar narin ve güçlü. Onlar dikkatli topraktan çıkarılıp başka yerlere ekildiklerinde tekrar tekrar açmayı başardıklarına göre benim de farklı yerlerde daha güzel açılmam için gerekli ayrıntılar olarak.
Koliye yeni bir şey koymak için elime aldığım her şeyde ilk dokunuşumda bana hissettirdiğini anlamaya çalışmam da belki bu yüzden. Aynı şekilde koliye konmak için bekleyen her kitabın ne kadarını içime sindirdiğimle kendimi imtihan etmemde. Bu kitabı tekrar okumak ister miyim, bana ne hissettiriyor, ne kadarı ruhumu değiştirdi ve ne kadar hatırası var bende. Tüm imtihanları geçenler koliye girmeye hak kazanırken bazıları da seçilmişlikleriyle özel arkadaşlara hediye edilme hakkını kazanır. Her durumda da içim rahattır. Biraz eksilerek çıkılan her yolculukta yenilenme ve gençleşmeye açılan yer olduğu ölçüde mutlu olursun.
Artı Sonsuz'dan