11 Mayıs 2009 Pazartesi

...

Ara sıra çıktığı evine taksiyle dönerken olmuştu kaza. Galiba sarhoş bir genç onlara çarpıp kaçmıştı. Demek bu yaşa kadar bekleyip bir kazayla, kimliğini senelerdir taşıdığı kadıncağızın
sonuyla veda edecekti hayata. Bu nasıl bir kaderdi. Kader alnında mı, senelerdir taşıdığı kimlikte mi yazılıydı bilemedi.
Zaman tuhaf bir düzende farklı bir boyutta akıyordu. Bazen saatler saniyeler gibi akarken kimi zaman durmuşçasına saniyeler geçmek bilmiyordu.
Gözleri kapalı olmasına rağmen sanki yukardan bir yerden olayları seyrediyormuşçasına eş zamanlı olayları biliyor gibiydi. Etraftaki herkes onun vücuduyla ilgilenirken, o öylece ne durmuş, ruhunu şu hızını bile kavrayamadığı zaman aralığından kurtarmaya çalışıyordu

Yorgunluğuna rağmen iç hesaplaşmasını bitirmek ister gibiydi.
Ufak ufak resimler geldi geçti zihninden, güvendiği insanlar fazla değildi. Yüzünü hiç hatırlamadığı annesi, kendine hep yardım etmiş, her sırrını saklamış dadısı, uzaklarda kalmış bir kuzen, ismini bile şimdi hatırlamakta zorlandığı avukatı ve en iyi dostu. Ne hoş adamdı. Tam anlamıyla asil biriydi. Kim bilir o ne düşünmüştü hakkında. Çoğu gibi bilemezdi ki nasıl bir hayat yaşadığını. Nasıl bir hayata sürüklendiğini. Yine de çok asil biri olarak ona laf söyletmediğine emindi. Gülümsedi demek az da olsa insan tanımıştı.
Bir tarafı hiç yaşamamış gibi hissediyordu, hiç sevilmemiş, hiçbir şey beklememiş öylesinde bir rüya işte. Eğer her şey bir rüya ise oda bir suçlu olamayacak kadar masum olurdu di mi?

Sonra kendini kandırmasına gerek olmadığını düşündü diğer tarafı çok derinden sevildiğini hep bilmişti hem de ismini bile hatırlamak da zorlandığı eski dostu tarafından. Aslında hiç unutmadığı yalnız hatırlamasının genelde acı verdiği ismi beyninde yankılandı, Ali Bey. Onun tarafından düşünüldüğünü bilmek bile huzur duymasına sebep olmuştu. Sadece o kadardı ama daha ciddi bir şey yaşamalarına imkân yoktu. Ailesini ve köklü soyadına ihanet edemeyecek kadar dürüst biriydi. Kendini iyi hissettirecek kadar platonik aşkına yakın, hiçbir şey vaat etmeyecek kadar uzaktan bakardı. Kendi bile bilmezdi ne beklediğini. Ama derinden hissederdi severdi onu. Acık cesaret bulsa hayatını bile dağıtacak kadar gözü karada olabilirdi. Ama İlayda olarak yeterince çekmişti, mutlu ve saygın bir adamın yuvasını yıktığından bahsetmelerine en çok kendi dayanamazdı zaten. O da unutmayı, görmemeyi seçti. Korkak olan kendisiydi aslında belki de hayatının en büyük hatasını yapmıştı. Bunu hiçbir zaman bilemeyecekti. Bilsede değiştiremeyecek kadar geçti zaten. Ne güzel bakardı diye düşündü, ne kadar sevgi doluydu.


Etrafına sarmış insanlardan bir kısmının vücudunu taşımak için kaldırmasıyla ona doğru heyecanla yürüyen birini fark etti. Yüzüne yayılan gülümsemeye engel olamadı. Nasıl olabilirdi ki bu, tek gerçek mutluluk umudu ona doğru yürümekteydi. Sanki seneler onu hiç değiştirmemişti. Onu o kadar net seçebiliyordu ki yanılıyor olamazdı.

Tüm olanaksızlıklara rağmen sonunda onu bulmuştu ya işte, demek bu saadet bugüne kısmetti.
Titrek ve genzinden zar zor çıkan sesiyle,
“Sen” dedi, derininde saklı kalmış sevgilisinin saçlarına okşamak istercesine elini yukarı doğru uzatarak, “Sonunda geldin ve beni buldun. Bunu ne kadar bekledim bilemezsin. Neden beklediğimi bile bilemeden yaşadım bunca seneyi.” Bir ağırlık gözlerini kapanmaya zorlarken, huzuru iliklerine kadar hissetti. Artık ebediyen dinlenebilirdi. Sevdiğinin yanında olduktan sonra nerde olduğunun ne önemi olabilirdi ki.

Onca zaman söyleyemediklerini hep bildiğini anlayarak sevinmişti. Sözler özleminde geçen bir ömürde söylenmişti, yerlerine ulaştıklarının rahatlığıyla artık sıra hissettiği ile yaşamaya veya ölmeye gelmişti.

2 yorum:

  1. ''Kendini iyi hissettirecek kadar platonik aşkına yakın, hiçbir şey vaat etmeyecek kadar uzaktan bakardı.'' bu kelimeler beni aldı götürdü. egoların aşka nasıl galip geldiği ancak bu kadar yalın anlatılabilirdi. yürüğine ve kalemine sağlık canım arkadaşım:)))

    YanıtlaSil
  2. SENSİZLİĞİ YAŞAMAK ZATEN ÖLÜMDÜ... ŞİMİD YAŞASAM NE ÖLSEM NE?
    Harika bir anlatım mükemmel bir üslup tebrikler...

    YanıtlaSil